Sevelim, Sevelim, Sevelim
O bir pınar ki akar ha akar, o bir ateş ki yakar ha yakar…
Varlığımız sevgi üstüne. Sevelim çocuklar sevelim, sevebileceğimiz kadar.
Minik dinozor o gün üzgündü. Ne canı yemek yemek istiyordu ne de dışarı çıkıp oynamak. Kararını vermişti. Gün boyu odasından çıkmayacaktı. Bunun üzerine minik dinozor odasına doğru yöneldiğinde, o da ne? Odanın ortasında bir siluet ona bakıyordu. “Ben senin üzüntünüm.” dedi bu siluet. “Ama sen beni tanımıyorsun. Neden yanına geldim bilmiyorsun bile.” dediğinde düşünmeye başladı dinozor. Evet haklıydı. Kendini üzgün hissediyordu. Fakat bunu sorgulamamıştı. “Neden böyle hissediyorum?” diye düşünmemişti...    içeriğin devamını yalnızca abonelirimiz görüntüleyebilir. Abone olmak için tıklayınız.


























